EYVAH, YİNE YAPISAL REFORMLAR!

13 Haziran 2019

yapısal reform ile ilgili görsel sonucu

Hakkı Yükselen

Büyük sermaye sözcüleri iktidara yönelik “demokrasi” çağrılarının ve siyasi eleştirilerinin arasına sık sık “yapısal reform” önerilerini de sıkıştırıyorlar. Her saniyeleri muhasebe kayıtlarına geçen bu adamlar boş yere konuşmazlar; demek ki bir bildikleri var!

“Yapısal reform” en genel anlamıyla “Sistemin daha verimli çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale getirilebilmesi için o sistemin yeniden yapılandırılması” (Mahfi Eğilmez) olarak tanımlanıyor. Yani, bu kadar genel ve soyut haliyle fena bir şey değilmiş gibi görünüyor. Ancak gerçek hayatta hiçbir şeyin bu denli genel, soyut ve de masum olmadığı düşünüldüğünde orada biraz durmak gerekiyor.

Yazının devamını oku »
Reklamlar

Sosyalizm Mücadelesinin Emektarı Çetin Serfidan’ı Kaybettik

25 Mayıs 2019

Yalansız’ın da yazarlarından, bilinçli ömrünü sosyalizm mücadelesine adamış kararlı bir işçi sosyalist Çetin Serfidan yoldaşımızı kaybettik. O son nefesini verene kadar insanlığın kurtuluşunun tek seçeneği olarak gördüğü sosyalizm için inancını ve mücadelesini sürdürdü.

Gökyüzüne yükseleceğini hissettiği son günlerinde yoldaşlarını arayıp Yaşasın Sosyalizm diyerek vedalaştı.

Çetin Serfidan’ın anısı ve mücadelesi bizlerle yaşayacak. 
Başımız sağ olsun.

25.5.2019 Cumartesi günü Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet cam işinden İKİNDİ vakti kaldırılacak. 
Çetin Serfidan’ı uğurluyoruz yıldızlara.

Yazının devamını oku »

SOLUN ALEVİLERE YIKICI ETKİSİ OLDU MU?

24 Mayıs 2019

Rıza Aydın

Prof. Rıza Yıldırım arkadaşımız, “Sol ve Alevilik üzerine” başlıklı yazsında şöyle bir tartışma açtı: “Solun Alevi inanç ve ibadet yapısı üzerinde yıkıcı bir etkisi olduğu genel kabul görmüş bir iddia. Ben de bunu değişik yazılarımda ve söyleşilerimde dile getirdim. 
Ancak Ibrahim Bahadir‘ın bu konuda farklı bir önerisi var. Ona göre 70’lerin sonlarına doğru devrimci sol hareketlere katılan Aleviler, Alevi inancına karşı reddiyeci bir tutum içinde değillerdi. Aksine çoğu geleneksel Alevi değerlerine bağlı idi. (Ibrahim Bahadir kendisi bu yaklaşımı daha net ifade edecektir sanıyorum)
Henüz kafamda bir yere oturtamasam da üzerinde düşünülmesi gereken bir önerme. Belki de inancın tahribi konusunda solu fazlaca günah keçisi yapıyoruz.

 
Özellikle o günleri bizzat yaşamış kişilerin görüşlerini merak ediyorum.
Tartışmanın hareket noktası olduğu için Ibrahim Bahadir‘ın aşağıda özetlediği görüşlerini buraya da alıyorum:”

Yazının devamını oku »

KENDİMLE SÖYLEŞİ ve HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLABİLİR DE, OLMAYABİLİR DE!

12 Mayıs 2019


Cengizhan Güngör

*Sen 31 Mart seçimleri gündeme geldiğinde, birkaç ay öncesinden ‘boykot’ demiştin. 31 Mart seçim sonuçları seni yanlışladı. Muhalefet 3 büyük şehir dahil, önemli büyük şehirleri kazanarak umutsuzluk duvarını deldi. Kitleler uzun yıllardır ilk defa tek adam iktidarının da yenilebileceğini deneyimlemiş oldu. Bir özeleştiri ihtiyacı duyuyor musun?-Boykot fikrini savunurken, muktedirin seçimlere yönelik konuşmalarının-‘kazansalar bile gecikmeden kayyum atarız’…vb-, özellikle HDP’lilere yönelik seri tutuklamaların bende yarattığı olumsuz izlenimlerden ve muhtemel hilelerle seçimleri kendi lehine çevirme ihtimalinden-yaşanmış deneyimlerden yola çıkarak-  hareket ediyordum.

Yazının devamını oku »

Erdoğan’ın Önlenemez Çöküşünün Muhtemel Sonuçları

10 Mayıs 2019

kadıköy seçim iptali protesto ile ilgili görsel sonucu

Ferhan Umruk

31 Mart yerel seçim sonuçlarının yarattığı en önemli sonuç, kuşkusuz yenilmez Erdoğan mitinin yerle yeksan olmasıydı.

Seçim öncesinde Erdoğan kendi şahsında tecelli etmiş olan yenilmezlik mitinin test edileceği şehri de bizzat kendisi ilan etti.

O, Türkiye’nin 16 milyon nüfusuyla en büyük ve sanayi, ticaretin motor gücü İstanbul’u işaret ederek, ‘İstanbul’u kazanamayan, Türkiye’yi kaybeder’ düşüncesini ısrarla dile getirdi.

Erdoğan dile getirdiği bu tespitle, Türkiye’de çok partili sisteme geçildiğinden beri yapılan seçimlerde İstanbul’un oynadığı stratejik rolü kavradığını gösteriyor.

Erdoğan bu tespiti dile getirdi ama bu hakikat aslında herkesin bildiği sırrın tekrarlanmasından ibaretti.

Erdoğan’ın ve onun koltuk değneği mi yoksa onu teslim aldığı mı tartışılan Bahçeli’nin iktidar koltuğundan düşmelerinin işaret fişeği olacağını bildikleri uykularını kaçıran İstanbul kabusu ile karşı karşıya kaldılar.

Yazının devamını oku »

FARKI FARKETMEK

25 Nisan 2019

kılıç

Rıza Aydın

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan da, Kılıçdaroğlu’nun arabasına taş atıp, sığındığı evi yakın, yakın diye halkı kışkırtan kişi de serbest bırakılmış. Buna şaşırmadım. Bilim bir kıyaslama sanatıdır, bazı olayları benzer olaylarla kıyaslayarak farkı fark edersiniz. Gelin biz de öyle yapıp, Kılıçdaroğlu’na yapılanları anlamaya çalışalım. Şimdi bir an için bu saldırganların CHP Genel başkanına değil de, AKP ya da MHP Genel başkanına benzer bir saldırıda bulunsa ne olurdu?

Yazının devamını oku »

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

19 Nisan 2019

Cengizhan Güngör

Şu sıralar madalyonun öteki yüzünü görmekte pek istekli değiliz. Anlaşılabilir. 17 yıllık bir karabasan iktidarının kendini konsolide etme sürecinde tam da ‘rahata ermeye ramak kalmışken’ 31 Mart seçimleriyle aldığı darbe umutlanılamayacak, küçümsenecek bir olgu değil. 31 Mart seçim sonuçları, Beştepe iktidarının 7 Haziran seçim sonuçlarıyla aldığı ölümcül yarayı sağaltmaya çalışırken, aldığı başka bir şok edici darbe oldu. Rant edinildiği ve rantın paylaşıldığı kurumların kaybı hayati önemde. Ve daha da önemlisi bu süreç devam edeceğe benziyor.

Yazının devamını oku »