Siyasal İslamcılık veya olağanüstü hali olağan hale getirebilmek!

16 Ekim 2017

fikret baskaya

Fikret Başkaya

Şimdilerde devlet ve toplum, dinci gericilik tarafından kuşatılmış bulunuyor. Bu nasıl mümkün oldu, buraya neden ve nasıl gelindi sorusuyla ilgili bazı hatırlatmalar, içinde bulunduğumuz sefil durumun netleştirilmesini kolaylaştırabilir.

 

  1. Din, kapitalizm öncesi toplumsal formasyonların/devletlerin egemen ideolojisi, değilse onun başlıca bileşeniydi. Batı Hristiyan toplumlarında aydınlanma, modernite devrimi ve onlarla az-çok eş zamanlı olarak tarih sahnesine çıkan kapitalizmle birlikte, geleneksel hakim ideoloji olan dinin etkisi azaldı. Burjuvazi, kendi iktidarını dayatabilmek için Eski Rejime [Ancién Régime] ve onun geleneksel ideolojisi olan dine karşı cepheden bir mücadele yürüttü ve dini etkisizleştirmeyi başardı. Dinin [Klisenin] devletten ayrı bir varlığa sahip olması ve Ruhban sınıfının [Clergé] sömürücü bir sınıf olarak emekçi sınıfı bezdirmesi, burjuvazinin işini kolaylaştırdı. Burjuva devlet genel bir çerçevede laik bir rejimi varsayar.

Yazının devamını oku »

Reklamlar

Oktay Etiman Anlatıyor “Bir insan elinden geldiğince mücadeleye katkıda bulunuyorsa kavganın içindedir demektir”

05 Ekim 2017

THKP-C içinde Mahir ve yoldaşları ile eylemlere katılan, 12 Mart Muhtırası sonrası hakkında idam cezası talep edilen, ancak af yasası ile cezası 30 yıla düşürülen, infaz hükümleri ile ömrünün 14 yılını cezaevinde geçirmiş, yaşayan bir devrimci Oktay ETİMAN. Cezaevinden çıktığında bir boşluğa çıktığını ancak kendisini ayakta tutan şeyin devrimci bilinci olduğunu söylüyor Çukurova’lı devrimci.

oktay-etiman

Devrim şehitleri ölümsüzdür amentüsü müdür yaşayan devrimcileri hep yiten devrimciler üzerinden tanımlamamız sonucunu doğuran? Devrim yaşarken, yaşayan devrimciler hep yitenlerle ilgili anılarını anlattılar bizlere. Onlarla eylemlere katılmış olmaktan, o örgütlerin içinde yer almaktan, devrim şehitlerinin arkadaşı olmaktan başka bir vasıfları, hayatları, eylemleri yokmuş gibi hep yitenleri sorduk onlara. Bu kez Mahir’i sormadık ona, Oktay ETİMAN’ı tanıyalım istedik. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarından itibaren yaşayan ve yaşatan devrimin ve devrimcinin geçirdiği süreçleri konuştuk.

Yazının devamını oku »


OSMANLI TÜRK’Ü NİYE SEVMEZDİ?

26 Eylül 2017

 

rıza-aydın

Rıza Aydın
Osmanlı aristokrasisi ile Osmanlı münevveri Türk’ü sevmezdi, onların dilinde Türk bir küçümseme sözüydü. Hatta Osmanlı münevveri Türkçeyi de küçümsediği için, Türk sözünü Arap aksanıyla ifade ederek “TERK” derdi, “Terk” sözünün çoğulu Arapçada “ETRÂK” demektir; bunun için anlayışsız Türk’ler anlamında “İdrâki bi idrak” derlerdi.

Türk milliyetçi hareketinin kurucu önderlerinden Yusuf Akçura, “Yeni Türk Devletinin öncüleri” adlı kitabında kendisi ile Necip Âsım beyin, babı âli’de, Türk kelimesini ilk defa “Terk” şeklinde değil de “Vav” harfi ile “Türk” diye yazdıklarını övünerek söyler anlatır:

Yazının devamını oku »


OTURAN TAY

24 Eylül 2017

muzaffer

Muzaffer Oruçoğlu
Efendi uluslar, dünyanın son büyük köle ulusuna yönelik tehditlerini giderek artırıyor ve ağırlaşıyorlar. Demir kıtalar, köle ulusun yumuşak böğründe konuşlandırılıyor, namlular köle ulusa çevriliyor. Nüfusu yedi yüz bin civarında olan küçük “bağımsız” uluslar dahil, tüm bağımsız dünya uluslarının kahhar çoğunluğunun açıklamaları, can alıcı tek bir cümlede birleşiyor:
“Bağımsız yaşama hakkını unut, köleliğini sürdür.”
Kölelik künyesini iki bin yılı aşkın bir süredir taşıyan köle ulus, şiarını tüm dünyaya olağanüstü bir cesaretle açıklıyor:
“Ya bağımsızlık ya da kölelik!”

Yazının devamını oku »


Referandum/ Kendi Kaderini Tayin Haktır, Ama!

22 Eylül 2017

ferhan

Ferhan Umruk

25 Eylül Ortadoğu’da bir dönemecin başlangıcı olacak mı?

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin almış olduğu kararla 25 Eylül’de Güney Kürdistan’da bağımsızlık referandumu yapılacak.

 Bağdat yönetimi başta olmak üzere, bölge ülkeleri özellikle İran ve Türkiye şiddetli olmak üzere bütün devletler referandumu ya kökten ya da zamansız bulup karşı çıkıyorlar.

Biz şimdi Türkiye’deki siyasi yelpazeye bakalım. İktidar yani Erdoğan va AKP bağımsızlık referandumuna karşı çıkıyor ve bunu Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden bir hamle olarak değerlendiriyorlar.

Yazının devamını oku »


HER ŞEYİ HIZLICA YENİDEN DÜŞÜNMELİ VE HAREKETE GEÇMELİYİZ

12 Eylül 2017

ibrahim

İbrahim Özkurt
Geçmişe dair her zamankinden çok kuşkulanmak, düşünmek, araştırmak, sormak, sorgulamak gereken bir zaman da yaşıyoruz. Marksistler ve Anarşistler yaklaşık iki yüz yıldır komünizm hedefinde başarılı olamadık. Ekim devriminden bu yana çekim merkezi haline gelen Marksistler, beklenmedik bir çöküş yaşamalarına karşın hala bölünerek (iktidarcı olmaları nedeniyle ) enerjilerinin çoğunu ideolojik-stratejik farklılıklar üreterek bir birlerine karşı kendi haklılıklarını kanıtlamaya harcıyorlar. Anarşistler de geçmişlerini yeterince masaya yatırmış değiller. İşçi ve emekçi kitleler ise, çaresizce güçlünün peşine takılarak günlük yaşamını idame ettirme peşinde. Küresel iklim felaketi ise, dolu dizgin ilerliyor. Bu gidişle yaşanacak bir dünyamız olmayabilir. Gidişat gerçekten çok kötü. Üstelik ülke faşist bir rejime doğru sürükleniyor. Dünya kapitalizmi ise, büyüme ve kar adına her yeri, her şeyi talan ediyor.

Yazının devamını oku »


Türk Milliyetçiliğinin Serüveni

05 Eylül 2017

Rıza Aydın

rıza-aydın

Hangi konu olursa olsun, onu tarihsel gelişim süreci içinde incelemek gerektiği, kulağıma küpe olan bir nasihattir.

Buna göre Türk milliyetçiliğinin gelişimini kısaca bir yerde özet olarak yazdım onu buraya ayrı bir yazı olarakta koyuyorum.

Sevgili dostlar, değerli arkadaşlar.

Yunus Emre “Eğer bir müminin kalbin kırarsan hakka eylediğin secde değildir” der. Alevi çocuk bu özü duyarak büyüdüğü için kültürel kimliği farklı oluyor; yanı her hangi bir sözü söylerken, bir davranışta bulunurken karşıdakinin gönül Kabe’sini yıkmadan söylemeye, gönül şişesini kırmadan o işi yapmaya çalışıyor.

Yazının devamını oku »